Stajyerlerimizle Tanışın! #CCInterns

ccinterns Bu hafta bizim mükemmel stajyerleri size tanıtmak istiyoruz. Oldukça yaratıcı tipler, ClamCompass’ta ve Sofya’da ilk izlenimlerini ve yaptıklarını bize anlatmak için birbirleriyle bir araya gelip görüşleri paylaştılar.
Keyfini çıkarın!

Thomas: Merhaba! Her şeyden önce kendimizi tanıtalım. Ben Fransa’daki güzel Nantes şehrinden geliyorum ve oradaki Audencia Business School'da Pazarlama eğitimi görüyorum. Eğlence ve yeni teknoloji hakkında çok tutkuluyum. Aynı zamanda gezgin olduğumu söyleyebilirim: Sofya'da bu 2 aydan sonra Çin'e gideceğim! Buradayken ClaimCompass’ın internet sitesinin İngilizce versiyonu üzerinde çalışacağım. Peki Alexandra senin hakkında neler söyleyebilirsin?

Alexandra: Ben Beyaz Rusya’dan geliyorum ve son 2 yıldır Polonya'da Uluslararası Ekonomik İlişkiler bölümünde eğitim görüyorum ve aynı anda Bulgaristan'da staj yapıyorum. Gördüğünüz gibi ben seyahat etmeyi ve yeni insanlarla tanışmayı aşırı derecede seviyorum. Yaptığım iş ise ClaimCompass’ın internet sitesinin Rusça versiyonu üzerinde çalışmak. Peki senin hakkında neler öğrenebiliriz Orhan?

Orhan: Sana teşekkür ederim Alexandra! Ben ise Arnavutluk’tan geliyorum ve Türkiye’de Yönetim ve Organizasyon alanında yüksek lisans yapıyorum. ClaimCompass’ın Türkçe versiyonu üzerinde çalışmaya geldim ve burada kalmamın sebebide budur. Yakında mezun olacağım ve bu tecrübe benim profesyonel becerilerimi geliştirmeme yardımcı olacağını düşündüğüm için staj yapma kararı aldım.

Thomas: Artık ClaimCompass’ta bizim ilk hafta arkamızda kaldı: Bu ilk hafta hakkında düşünceleriniz nelerdir?

Alexandra: Bu küçük işletmede ilk çalışma tecrübemdir ve insanları kıskandırabilecek bir iş ortamı olduğunu açıkça söyleyebilirim. Ekibimiz toplumsal ve kişisel bakımdan oldukça çok farklı olsa da, birlikte çalışma konusunda rahatsız etmiyor. Aslında tam tersi! Birkaç kelime ile anlatmam gerekiyorsa böyle olurdu: güzel bir iş ortamı, harika ve açık fikirli bir ekip, gerçek çalışma motivasyonu. Ve en önemlisi bol bol kahve.

Orhan: Bence, ClaimCompass'ta bu ilk hafta çok olumlu oldu: çok samimi ve yardımseverler, kuşkusuz ilk haftada beklentilerim karşılandı. Önümüzdeki hafta ile ilgi bir sürü planlar yaptık ve planlarımızı gerçekleştirmek için dört gözle bekliyorum.

Thomas: Sizinle aynı fikirdeyim. Ben zaten şimdiden kendimi ekibin bir parçası gibi hissediyorum! Önemli olan da ClamCompass’ta yaptığım işi seviyorum. Gerçekten herkes bize her gün çok şey öğretmeye ve meşgul tutmaya çalışıyor. Dürüst olmak gerekirse kendime bir hafta oldu mu diye soruyorum. Bu arada, Sofya'da staj yapmaya nasıl karar verdiniz?

Alexandra: Dürüst olmam gerekirse, bu yaz nereye gidebileceğimden ve ne yapabileceğimden hiç bir fikrim yoktu. Sofya’da olmam tesadüfen oldu. Üstelik, geldiğim kültürden farklı olan kültürleri tanımaya çok tutkuluyum. Ya sen, Thomas?

Thomas: Fransa'da bir yıl çalıştıktan sonra benim özgeçmişimi daha 'uluslararası' yapacak yurtdışında bir staj olanağı arıyordum. Pek çok iş teklifi aldım, İngiltere ve İspanya’dan özellikle, ancak bu ülkeler hem coğrafi hem de kültürel açıdan Fransa’ya yakın olduklarını hissettim. Tamamen bambaşka bir şey denemek istedim ve ben daha önce Doğu Avrupa'ya hiç gelmemiştim. Ayrıca, buradaki ekip en iyi olduğu hissim vardı.

Alexandra: Tahmin ediyorum ki burada olurken seyahat yapmayı planlıyorsun, öyle mi?

Thomas: Tabii ki! Bizim takım tarafından düzenlenen geziler hariç, ek olarak en az Romanya'ya gitmeliyiz: staj sonunda Drakula'nın kalesine gidip görmek istiyorum!

Orhan: Size kesinlikle katılıyorum. Üstelik, sadece Bulgaristan'daki diğer şehirlere değil yakın ülkere de gidebiliriz. Mesela Yunanistan ve Romanya’daki bazı şehirlere de gidebiliriz. Bildiğim kadarıyla Transylvania uzak değil ve böylece Drakula'nın ruhunu hissetmek için çok heyecanlıyım!

Alexandra: Peki Sofya insanlarının hakkında ilk izlenimlerin nelerdir?

Thomas: Göründüğü kadarıyla herkes çok zarif! Genellikle anlamak ve anlaşılmak zor olabiliyor: ama genç kuşak İngilizce konuşurken yaşlı nesil bir kelime de bilmezken bana tuhaf ve komik geliyor. Ayrıca Bulgarca dilini akıcı bir şekilde konuşma ihtimalim çok uzaklardadır... Ama vücut dili uluslararası bir dil olduğu için her zaman her soruna çözüm bulunabiliyor!

Orhan: Sofya’ya ilk gelişim ve dürüst olmak gerekirse buradaki insanlar ve şehir bizim insanlara ve şehirlere oldukça benzer. Nasılsa, bir bütün olarak kent ve kültürün bazı farklı özellikleri de vardır. Kiril harfleri deşifre etmek ve dilini anlamak için her gün çabalıyorum.

Alexandra: Bizim ülke arasında oldukça benzer bir geçmişi varken yerel halka yakın hissediyorum. Ayrıca halk İngilizce konuşmazken ve bizimle iletişime geçerken çıkan sorunları ben bir avataj olarak görüyorum. Bu yüzden Bulgarca öğrenme motivasyonumuz daha yüksek bir seviyeye çıkar. Peki geri kalan günlerle ilgili beklentileriniz nelerdir?

Thomas: Umarım ki sonunda Bulgarcada birkaç kelime hatırlayabileceğim! Ve öğrenmeye devam, çünkü bu şekilde tecrübemize katkıda bulunacak.

Alexandra: Ekibimizle birlikte her gün güzel vakit geçirerek Bulgaristan'ı keşfetmeye devam edeceğim ve unutulmaz bir yaz yaşamayı istiyorum. Peki ya sen Orhan?

Orhan: Harika arkadaşlar! Benim de sizin gibi benzer beklentilerim var. Staj yerindeyken öğrenmeye devam ve bu yazdan eşsiz ve nefes kesen anlar bekliyorum.

Siz de Sofya'da iseniz gelin ve bir satır da sizden olsun! Gelin şehri beraber keşfedelim ve size kendinizi evinizde hissettirelim! Bizimle zamanınızın nasıl geçip gittiğini anlamayacaksınız! Bu arada, internet sayfamızda makale ve yararlı bilgiler paylaşmaya devam edeceğiz, bu yüzden bizi takip etmeyi unutmayın!