Bir daha asla PEGASUS!

Sizin için Güneş Akdoğan başına gelenleri anlattı:

Yılbaşı bahanesi ile 10 günlük mini bir Balkan seyahati yapmak için harekete geçtim. Plan basit ve bir o kadar da kolaydı. İzmir’den Sabiha Gökçen aktarmalı Pegasus uçağı ile Makedonya‘ya varılacak, kara yolu ile Bitola (Manastır), Belgrad, Mostar, Saraybosna gezilecek ve dönüş Belgrad’tan Air Serbia ile yapılacaktı.

Bu kadar basit ve sıradan bir seyahatte havayolu çalışanları yüzünden uçağımı kaçıracağım, çantamın bir anda sistemlerden silineceği ve tam 15 gün sonra bulunacağı, Sabiha Gökçen havalimanında bir saatten fazla süre ayakta aç, susuz beklemek zorunda kalacağım, Pegasus Havayolları Sabiha Gökçen nöbetçi müdürü tarafından özür dilemek bir yana dursun azarlanacağım, suçlanacağım ve bütün bunların üstüne koskoca Pegasus Havayolları‘nın zararımı karşılamak amacıyla parmağını bile kıpırdatmayacağı kimin aklına gelirdi ki?

UÇURMABENİPEGASUS!

Halbuki her şey o kadar sıradan başlamıştı ki. Sabah İzmir – Sabiha Gökçen uçağı 08:05’da kalkacağı için ne olur ne olmaz diyerek sevgili yol arkadaşım Damla ile birlikte erkenden Adnan Menderes Havalimanına gittik. Bagajımı teslim ettim, gerekli bağlantıları kontrol ettim ve sakince uçağı beklemeye koyuldum. 09:10 civarı Sabiha Gökçen’e varıp ardından 10:20 Üsküp uçağına binmemiz gerekiyordu. 50 dakikalık bir süre pasaport kontrolünden geçip uçağa yetişmek için yeterli görünüyor. Kağıt üstünde herşey bu kadar iyimser iken pratikte işler böyle yürümüyor.

İzmir’den 5-10 dakika geç kalkan uçak ile 28 numaralı koltukta İstanbul’a doğru yola çıktık. İstanbul’a vardığımızda uçaktan iner inmez bir Pegasus çalışanı bizi transit bölümüne yönlendirdi. Uçağa yetişmek için üst kattaki pasaport kontrolü yerine hemen burada kontrolden geçip transit bankosundan uçağa yetişeceğimizi söyledi. Karşımda Pegasus çalışanı var iken bana da söyleneni yapmak kaldı. Çok uzun sayılmayacak bir sıraya girip pasaport kontrolünü beklerken dahi zamanın azaldığını farkedip bizi sıraya sokan çalışana “fazla vaktimiz kalmadığını, 10:20’de uçağın kalkacağını” söylediğimde aldığım yanıt “Merak etmeyin beyfendi sırada bekleyenlerin hepsi 10:20 uçağı yolcuları. Gerekirse 3-5 dakika uçak bekleme yapar, herkesi uçağına yetiştireceğiz” oldu. Daha bunun üstüne ne yapabilirdim ki? Bir kez daha söyleneni yaptım ve kuzu kuzu sırada beklemeye devam ettim.

Pasaport kontrolünden geçip transit bankosunun olduğu yere yönelince devasa bir sırayla karşılaştım. Uçağın kalkmasına 10 dakika kalmıştı. Koşa koşa Pegasus transit bankosuna gittim ve orada duran Pegasus çalışanlarına biletimi göstererek ne yapmam gerektiğini sordum. Aldığım yanıt hem komik hem de düşündürücüydü. “Beyfendi lütfen sıraya geçin, uçağa yetişeceksiniz, herkes sizinle aynı durumda” Tam da bu sırada çalışanlardan birisi peşine 4 yabancıyı takmış sıranın önlerine doğru ilerliyordu. Duruma itiraz edip bunu örnek gösterdiğimde ise bir başka çalışanın “Bazen pilotlar acil yolcu talebinde bulunuyorlar, öncelik onların” şeklinde bana çok saçma gelen bir cevapla karşılaştım. Uzun sıraya hizmet veren yetersiz güvenlik kontrolünü de görünce ufak bir şark kurnazlığı ile çaktırmadan sıranın ortalarında yer bulduk. İzmir uçağından iner inmez direkt transit bölümüne geçen insanların bir kez daha X-Ray ve güvenlik kontrolünden geçmesini halen anlayabilmiş değilim. Şimdiye kadar bir çok kez transit geçiş yaptım ve ilk defa böyle saçma bir uygulamayla karşılaştığımı üzüntüyle söyleyebilirim.

Saat 10:20’de halen güvenlik kontrolünden geçmeyi bekliyorduk. Çevrede yakaladığım Pegasus çalışanlarına durumu sürekli belirtmeme rağmen her seferinde “Merak etmeyin, uçağa yetişeceksiniz” cevabı aldım. Bir süre sonra güvenlik kontrolünden geçip koşa koşa kapıya vardığımızda gördüğüm manzara beni hiç şaşırtmadı. Kapı kapanmış ve PC 711 Sabiha Gökçen – Üsküp uçağı piste doğru taksi yapmaya başlamıştı bile. Uçur Beni Pegasus diyerek aldığımız biletler Pegasus çalışanlarının sözlerini dinlediğimiz için havaya uçmuş, Üsküp’e başka bir sefer olmadığı için İstanbul’da öylece kalakalmıştık. Pegasus bu sefer UÇUR-MAdı!
SEYAHATTEN SOĞUT BENİ PEGASUS!

Durumu sakin karşılayıp transit bankosuna geri döndüm. Olayların kopmaya başladığı yer de burası. Transit bankosunda bana sıraya geçmemi söyleyen hanım kızımızı bulup durumu belirttim ve ne yapmamız gerektiğini sakince sordum. Evet gerçekten de sakin davrandım :) Pegasus çalışanı hanım kızımızın verdiği cevabı duymaktansa kendisinden bir tokat yemeyi tercih ederdim:

P.Ç. – Beyfendi herkes uçağa yetişti ama!

G.A. – Görüyorsun ki herkes uçağa yetişememiş!

Bizim gibi farklı uçaklara yetişemeyen yolcuların olduğunu da görünce iyice kıllanmaya başladım. Üsküp uçağını kaçıran üç, Batum uçağını kaçıran dört ve Tel Aviv uçağını kaçıran bir kişi vardı. Hanım kızımız hepimizin uçuş kartlarını ve pasaportlarını alarak bizi Duty Free mağazaları ile güvenlik kontrolü arasında bir yere kadar peşinde sürükledi. Kesinlikle hiç bir yere gitmeden burada beklememizi sıkı sıkı tembihleyip uzaklaştı. Önceki deneyimlerimden bildiğim kadarıyla bu tür durumlarda ülkeden çıkış işlemimiz iptal edilir, havayolu firmasının ofisine davet ediliriz. Burada bin bir özür vs… yıkama yağlama işlemi sonunda herkes sakinleştirilir ve alternatif bir uçuş sunulur. Neredeyse standart bir prosedür olduğu için sakince beklemeye koyulduk.

Bulunduğumuz yerde oturacak herhangi bir yer yoktu. Öylece bekledik, bekledik, bekledik. Aradan 1 saat geçti, ne gelen oldu ne giden. Sabah 5’te başlayan yolculukta 6 buçuk saat geçmiş ve 11:30’da halen ayakta birilerinin ilgilenmesini bekler haldeydik. Sonunda güvenlik çalışanlarına Pegasus’tan birilerini çağırmalarını aksi halde terslik yapmaya başlayacağımı söyledim.

Zorla çağırılan Pegasus çalışanı 5-10 adım ötemde öyle bir yüz ifadesi ile bana bakıyordu ki sanırsın adama az önce ağız dolusu küfür ettim, bedavaya kırbaçlaya kırbaçlaya çalışıyor sanki. Kendisine durumu izah ettim, kan şekerimin düştüğünü, aç olduğumu, su ve tuvalet ihtiyacım olduğunu belirttim. Belki insani yönü ortaya çıkar da bir özür diler, bir bardak su verir, gönül alır diye. Bunun yerine “beyfendi bekleyin lütfen işlemleriniz yapılıyor” diyerek sırtını dönmesi bende hiç iyi etki yapmadı. Bu andan itibaren sorunlu, ağzı bozuk ve olaylı müşteri maskemi taktım.

10 günlük seyahatin ilk saatlerinde aksi, olaylı ve her şeyi bir kenara bırakıp eve dönmeyi ister oldum. Tüm bu hisleri bana yaşatabilen yegane firma Pegasus’a şükranlarımı sunuyorum! Batum uçağını kaçıranlara sundukları çözüm takdir edilesi. İlk uçakla Trabzon, oradan da otobüsle Batum. Ne yapsın zavallılar ses çıkarmadan kabul ettiler. Tel-Aviv’e gidecek çocuk ne yaptı onu bilemiyorum.

Sonunda müdür Selen hanıma gerçekten de yaptığı işten hiç anlamayan, cahil birisiymiş gibi yapması gerekenleri söylemek zorunda kaldım. “Priştina uçağınız yok mu? Yollayın bizi Kosova’ya oradan Üsküp’e araçla geçer faturasını size yollarım.” dediğimde bana bakıp “Öyle de olur tabii eğer Kosova’ya gitmek isterseniz” diye bir cevap verdi.

Uzun lafın kısası planlar bir kez daha değişti. Priştina’ya gidip oradan Üsküp’e araç ile geçecektik. Faturasını da Sabiha Gökçen Havalimanı nöbetçi müdürü Selen hanımın dediğine göre Pegasus Havayolu’na gönderip ödemesini alacaktık. Tabii bu da yalan çıktı. Tam 20 günün sonunda konuyla ilgili tüm iletişim çabalarım maalesef sonuçsuz kaldı.

Sonuç olarak Kosova uçağı ile Priştina havalimanına biletlerimiz tarafımıza ulaştırıldı. Uçağa binmediğimiz için çantamın da uçaktan indirildiğini söylediler. Çantamı da Kosova’ya yönlendirileceğini söyleyip tabiri caizse benden kurtuldular.

ÇANTAMI KAYBET PEGASUS!

Türkiye saatiyle akşam 20:00 saatlerinde vardığımız Priştina havalimanında bilin bakalım ne oldu? Daha doğrusu ne olmadı? Çantam uçaktan çıkmadı. Bu duruma şaşırdığımı söyleyemem. Koca gün Pegasus çalışanlarının konularında ne kadar hakimiyetsiz ve ciddiyetsiz çalıştıklarını görünce gerçekten de çantamın kayıp olmasına hiç şaşırmadım. Pegasus’un Priştina ofisindeki görevliyi çağırttım, durumu anlattım, İstanbul’la iletişime geçip çantamın tam olarak nerede olduğunu öğrenmesini istedim. Bana verdiği cevap aynen şöyle:

– Beyfendi çantanızın taşınması havalimanı sorumluluğundadır. Yapacak bir şey yok. Tutanak tutun ve haber bekleyin.

Bunu söyleyip sırtını döndü ve gitti beyfendi. Bundan sonra yüzlerde hafif bir gülümseme ve rahatlama ile tutanağı hazırlatıp bizi bekleyen araca binerek Üsküp’e doğru yol aldık. Merak edenler için söyleyim, çantam tam 15 gün sonra, İzmir’e döndükten sonra, tarafıma ulaştı. Onun hikayesi oldukça şaşırtıcı. Bir başka yazıda çantamın nasıl benden çok yolculuk yaptığını da anlatacağım.

UÇUR-MA BENİ PEGASUS!